Bu çocuklar; dünyaya biraz daha hassas, biraz daha savunmasız geliyor olabilirler ama bu, onların daha az değerli olduğu anlamına gelmez. Tam aksine, daha çok korunmayı, daha çok gözetilmeyi, daha çok desteklenmeyi hak ettiklerinin kanıtıdır.
Peki toplum olarak ne yapıyoruz?
Bir videoyu paylaştığımızda suçlu olup, görmezden geldiğimizde güvenli mi hissediyoruz?
Bir çocuğun acısını konuştuğumuzda rahatsız olanlar, o acıya sebep olanlar kadar sorumluluk taşımıyor mu?
Açık bir gerçek var:
Bu ülkede çocuklar korunmadığı sürece hiçbirimiz güvende değiliz.
Akran Zorbalığı Artık “Çocukça” Bir Şey Değil
Özel çocukların çoğu duygularını tam olarak ifade edemez. Ne yaşadığını anlatamaz, kimi zaman gösteremez bile.
İşte bu noktada zorbalık, oyun olmaktan çıkar; bir ömür boyu taşınan bir yara haline gelir.
Akran zorbalığına karışan çocukların çoğunun arkasında da farkında olmayan bir aile ya da seyirci kalan bir okul vardır.
Seyirci kalmak, suça ortak olmaktır.
Devlete Düşen Sorumluluk Açık ve Kesindir
Bugün özel çocuklara yönelik her türlü şiddet, istismar ve zorbalık karşısında caydırıcı cezaların hâlâ yeterli olmadığını görmek zorundayız.
Ceza hafif olduğunda suç cesaret kazanır.
Buradan açık bir çağrı yapmak istiyorum:
• Özel gereksinimli çocuklara karşı işlenen suçlar “ağırlaştırılmış” cezaya tabi olmalıdır.
• Her okulda zorbalık takip sistemi zorunlu hale getirilmelidir.
• Rehabilitasyon merkezleri, kreşler, özel eğitim kurumları için kamera zorunluluğu getirilmelidir.
• Aileler ve eğitimciler için zorunlu farkındalık eğitimleri uygulanmalıdır.
Bu ülkenin çocukları korunmak için “şansa” bırakılmamalıdır—kanunla, sistemle, denetimle korunmalıdır.
Topluma da Bir Sözüm Var
Bir video paylaştığımızda “abartıyorsunuz”, “gündem yapıyorsunuz” diyenlere sesleniyorum:
Evet, gündem yapıyoruz. Çünkü bir çocuğun canı acıyorsa gündem susmamalı.
Belki o çocuk konuşamıyor…
Belki derdini anlatamıyor…
Belki gözündeki korkuyu kimse fark etmiyor…
Ama biz fark ediyoruz.
Ve susmayacağız.
Çünkü sessiz kalan her yetişkin, bir çocuğun daha karanlığa itilmesine izin veriyor.
Son Sözüm!!!!
Bu yazıyı okuyan herkese bir cümle bırakıyorum:
Çocukları korumak bir tercih değildir; insan olmanın şartıdır.
Bugün özel çocuklarımızı koruyamazsak, yarın “vicdan” denen şeyden söz etmeye yüzümüz olmaz.