Bizim mücadelemiz yalnızca fiziksel ya da zihinsel farklılıklarımızla değil, bizi “eksik” gören zihniyetledir.
Engeller Bedende Değil, Çevrededir
Bir çoğumuz için sabah evden çıkıp işe veya okula gitmek sıradan bir rutindir. Bizim içinse her gün yeni bir strateji oyunudur.
-
- Çalışmayan rampalar
- İşgal edilmiş sarı kılavuz çizgiler
- Asansörsüz kamu binaları
- Kaldırımlara park edilen araçlar
Bu liste uzayıp gider. Gerçek şudur ki; bizi eve hapseden şey kendi uzuvlarımız veya durumumuz değil, erişilebilir kılınmamış şehirlerdir. Bize engel olan, mimariyi tasarlarken bizi unutan akıllardır.
Acıma Değil, Hak Temelli Saygı
Bizler toplumdan acıma duygusu, merhamet ya da lütuf beklemiyoruz. Bizler eşit vatandaşlık hakkı, adil imkanlar ve saygı talep ediyoruz.
-
- Eğitimde fırsat eşitliği istiyoruz.
- İstihdamda “kota doldurmalık” değil, yetkinliğe göre iş istiyoruz.
- Sosyal hayatta “bakılan” değil, “katılan” olmak istiyoruz.
Unutulmamalıdır ki, engelli bireylerin üretime katılması bir lütuf değil, toplumsal kalkınmanın en büyük gerekliliğidir. Fırsat verildiğinde sanatta, sporda, bilimde ve iş dünyasında neleri başarabildiğimizi defalarca kanıtladık.
Mücadeleye Devam Edeceğiz
Biz Engellilerin hayattaki mücadelesi, sadece kendimiz için değildir. Bizden sonra gelecek olan nesillerin daha rahat nefes alabilmesi, sokaklarda özgürce yürüyebilmesi (ya da tekerlekli sandalyesini sürebilmesi) içindir.
Kendi gücümüzün, haklarımızın ve yapabileceklerimizin farkındayız. Toplumdan da tek bir şey bekliyoruz: Engelleri bizimle birlikte kaldırmanızı. Çünkü adil ve yaşanabilir bir dünya, ancak hep birlikte inşa edildiğinde anlam kazanır.
Yazar: Metin Fırat