Behiye Hanım, eşini kaybettikten sonra kızının tüm bakımını üstlenmiş, aynı zamanda onun en büyük destekçisi ve hayat arkadaşı olmuştur.
Behiye Burnak, yaşına rağmen kızı Fatma’nın hayatını kolaylaştırmak için büyük bir özveriyle çalışmaktadır. Kendi ihtiyaçlarını ikinci plana atan Behiye Hanım, devletten aldığı evde bakım ücretiyle geçimini sağlamaktadır. Her gün, sabahın erken saatlerinde kızı Fatma’nın elini ve yüzünü yıkayarak güne başlamaktadır. Fatma’nın günlük rutininde annesinin desteği kaçınılmazdır; kahvaltısını yaptırır, tekerlekli sandalyeye bindirir ve akşam yemeğini yedirir.
Fatma Burnak, annesinin desteği ile günlük hayatını sürdürmektedir. Yaptığı el işlerini satarak aile bütçesine katkıda bulunmaya çalışır. Her ne kadar fiziksel kısıtlamalar yaşamını zorlaştırsa da, Fatma yaşama sevincini hiçbir zaman kaybetmemiştir. En büyük hayali, çeşmenin altına elini sokup yüzünü yıkamak ve diğer insanlar gibi koşabilmek, düğün yerinde oynayabilmektir. Fatma, “İnsanlar koşunca ben de koşmak istiyorum. Yaşama sevincimi hiçbir zaman kaybetmedim. Allah’a isyankar olmadım” diyerek hayata karşı olumlu bakış açısını dile getirmektedir.
Behiye Burnak, kızına hem anne hem baba olmanın zorluklarını ve güzelliklerini yaşamaktadır. “Evladıma zor olsa da bakıyorum. Her şeyi bana ait. İhtiyaçlarını karşılayamıyor” diyen Behiye Hanım, kızına olan sevgisini ve bağlılığını bu sözlerle ifade ediyor. Behiye ve Fatma Burnak’ın hikayesi, fedakarlığın, sevginin ve yaşama tutunmanın en güzel örneklerinden biridir.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.