KISASA KISAS
Terörsüz bir ülke tabii ki hepimizin hayali ve en büyük isteği. Bu konuda atılan adımlar da olmadı değil ama ne kadar başarı sağladı orası meçhul.
Bu kahrolası örgüt 'Ankara'da ''Apocu'' olarak tanınan, Marksist-Leninist düşüncedeki solcu ve Kürt öğrencilerin temelini attığı PKK (Kürdistan İşçi Partisi) hareketi, 27 Kasım 1978'de Diyarbakır'ın Lice İlçesinin Fis Köyü'nde kuruluş kongresini gerçekleştirdi.' O günlerde küçük bir azınlıkta olsalar da kısa sürede artarak büyüdü ve günümüze kadar sayısız zalimlikler, katliamlar yaşattı ülkemize.
Uzun yıllardır bu örgütü yok etmek için büyük mücadele verilmiş olsa da tam anlamıyla hiçbir zaman başarıya ulaşılamadı. Nice masum canlarımızı yitirdik bu yok olasıca örgüt nedeniyle. Köyler basıldı ve masum, silahsız; çoluk çocuk, kadın, ihtiyar demeden öldürüldü ve adına özgürlük arayışı denildi. Askerimiz, polisimiz, güvenlik güçlerimiz acımadan şehit edildi. Nice çocuklar, gençler kandırılıp dağlara kaçırıldı, sözde özgürlük harekatlarına katılmaya zorlandı.
Aynı vatanda yaşadığımız, aynı havayı soluduğumuz, aynı kapta yemek yediğimiz kişilerin kalleşliği toplumumuzun kapanmayan kanayan yarası haline geldi.
Silah bırakma anlaşması yapıldı. Evet belki yüzde onluk bir kısmı bunu yaptı ama daha fazlasının bu anlaşmaya uyduğunu düşünmüyorum açıkçası. Akrebe güven olur mu?
Eskiden belki büyük çoğunluğu dağlardaydı ama yıllardır içimizde yaşıyorlar artık. Belki sürekli yüzünü görüp selamlaştığımız insanlar bile olabilirler, bilinmesi imkansız. Daha kısa bir zaman önce Yalova'da bir eve yapılan operasyonda 3 Kahraman polisimiz şehit oldu. 8 polis, 1 bekçimiz de yaralandı. Peki neden? Hani silah bırakılmıştı? Pkk değil de adı değişince onların suçu olmuyor mu? Hepsi aynı yolun yolcusu zaten. Yılan yılandır türü değişince bu gerçeklik değişiyor mu? Hayır.
Yalova'da ki operasyonun o kadar uzun ve acı bir şekilde sona ermesinin nedeni içeride kadın ve çocukların olmasıydı. Peki değdi mi? Eminim bu konuda bazı kişiler ile fikir ayrılığına düşeceğim ama bence bunun sonucu 3 canımızı yitirmek olmamalıydı. Yine aynı örneği vereceğim ama yılanın büyüğü de küçüğü de aynıdır. O evi onlar içerideyken başlarına yıkmak gerekirdi düşüncesindeyim. O çocuklar büyüyünce büyüklerinin izinden gidecek nasıl olsa. Zarar vermeden, tez zamanda kurtulmak yanlış değil olması gereken bence.
Biz ağlayacağımıza onlar ağlamalı. Bu ülke çok acı çekti onlar yüzünden. Artık acı çeken değil acı çektiren olmalıyız. Acımasızlık değil bu topraklarımızı korumak, artık anaların, çocukların, eşlerin ağlamaması için yapılması gereken tek şey bu.
Zalimliğe göz yummak zalimliğe ortak olmaktır.
Kısasa kısas haktır.
NURÇİN ARLI