Beyaz Esaret mi, Beyaz Masal mı?
Dışarıda gökyüzünden süzülen o eşsiz beyazlık, çoğumuz için romantik bir manzara ya da kartpostallık bir görüntüden ibaret. Pencerenin ardında, kaloriferin sıcaklığına sığınmışken karın yağışını izlemek büyük bir huzur. Peki, o kar taneleri yere düştüğü an; bir tekerlekli sandalye için aşılmaz bir dağa, bir görme engelli için sonu belirsiz bir uçuruma dönüştüğünde ne hissediyoruz?
Kış, doğanın dinlenişi derler. Ama engelli bir birey için kış; mücadele, izolasyon ve bazen de derin bir sessizlik demektir.
Erişilebilirlik Soğukta Donduğunda
Yazın binbir güçlükle aşılan o yüksek kaldırımlar, kışın buz tuttuğunda birer buz pateninden farksız hale geliyor. Temizlenmeyen karların yol kenarlarına yığılması, tekerlekli sandalyenin geçeceği o daracık aralıkları tamamen kapatıyor. Görme engelli bir dostumuzun bastonuna çarpan sert buz kütleleri, bildiği yolu yabancı bir labirente çeviriyor.
Aslında onları eve hapseden karın kendisi değil; "nasıl olsa dışarı çıkmazlar" diyen o soğuk düşünce yapısıdır.
Kalplerdeki Buzları Eritmek
Empati, sadece birinin halini anlamak değil, onun yürüdüğü yoldaki buzu el birliğiyle küremektir. Bir komşunuzun tekerlekli sandalyesiyle binadan çıkamadığını gördüğünüzde, sadece "geçmiş olsun" demek yetmez. O rampanın önündeki karları temizlemek, belediyeye ulaşıp kaldırımların tuzlanmasını talep etmek gerçek insanlıktır.
Kışın dondurucu soğuğu, sadece dışarıdaki havayla ilgili değildir. Bir engelli bireyin sosyal hayattan kopuşuna seyirci kalmak, kalplerin buz tuttuğunun en büyük kanıtıdır.
Küçük Bir Adım, Büyük Bir Umut
Unutmayalım ki; engel, vücutta değil, engellenen yollardadır. Bu kış sadece kendi kapımızın önünü değil, bir başkasının hayatını da süpürelim. Bir engelli vatandaşımızın yüzündeki gülümseme, kışın en sert ayazında bile içimizi ısıtacak en büyük güneştir.
Gelin, bu beyaz mevsimi herkes için bir masal haline getirelim. Çünkü hayat, paylaştıkça ve engelleri birlikte aştıkça ısınır..
Metin FIRAT Yazar....