YAŞAMIN ŞİFRELERİNİ KURMAK: BİLGİDEN GÖNÜL BİRLİĞİNE
Kıymetli Okurlar, Merhaba; Bazı yolculuklar vardır; her bir karesi emekle, bilimle ve insanın özüne duyulan derin bir saygıyla inşa edilir. Benim hikâyem de tıpkı laboratuvarda üzerine titrediğim o DNA sarmalları gibi; birbirine sımsıkı bağlı, birbirini besleyen ve nihayetinde “insan” paydasında buluşan kadim halkalardan oluşuyor
Bugün, Engelsiz Haber 23 ailesine katılırken; heybemde Elazığ’da filizlenen akademik köklerimden, Van 100. Yıl Üniversitesi’nde kurduğum genetik kürsüsünün heyecanına; Londra’da (UCL) kanser genetiği üzerine yaptığım evrensel çalışmalardan, on iki yıldır Munzur’un gölgesinde ilmek ilmek işlediğim Tunceli tecrübesine kadar çok sesli, çok katmanlı bir birikim taşıyorum.
Bir Kurucunun Zihni, Bir Stratejistin Titizliği
Bir Genetik Uzmanı olarak hayatı yalnızca mikroskobun dar merceğinden değil, yaşamın geniş ufkundan okumayı seçtim. Çünkü insanı anlamadan hücreyi, hayatı anlamadan bilimi anlamanın eksik kaldığına inanıyorum.
Kariyerim boyunca sadece genlerin haritasını çıkarmadım; İletişim Fakültesi’nden Spor Bilimleri’ne kadar farklı disiplinlerde kurucu dekanlık görevleri üstlenirken, Uluslararası İlişkiler Koordinatörlüğü ile kıtalar arası akademik köprüler inşa ettim. Çünkü kurumlar duvarla değil, vizyonla ayakta durur; vizyon ise cesaret ister.
Bu süreçte Munzur Üniversitesi adına, bütçeyi en verimli kullanan kurum ödülüne layık görülmemiz ve ardından Ulusal Ajans tarafından Ankara’ya “başarı örneği” olarak konuşmacı davet edilmemiz, bize tek bir hakikati öğretti: Şartlar ne olursa olsun, sağlam bir sistem kurmak aslında bir umut inşa etmektir. Umut ise en büyük yatırımdır.
Genetik: Bir Yazgı Değil, Bir Başlangıçtır
Londra’da kanser genetiği üzerine çalışırken de, Tunceli’de Sağlık Bilimleri Fakültesi’ni yönetirken de gördüğüm temel gerçek şuydu: Genler bir piyanonun tuşlarıdır; ancak hayatın o eşsiz bestesini nasıl çalacağınız, o tuşlara hangi bilinç, strateji ve şefkatle dokunduğunuzla ilgilidir.
Genetik bir zemin sunar; insanın kim olacağını ise bilinci inşa eder.
Ben hayatım boyunca laboratuvarlarda hücrelerin sessiz dilini çözmeye çalışırken, aslında toplumda insanları ve dünyayı birbirine bağlayan “engelsiz” bir vizyonun mimarlığını yaptım. Çünkü bilimin gerçek anlamı, insan hayatına değdiği yerde başlar.
Neden Buradayız?
Bilgi, bir başkasının karanlığına ışık olmadığı sürece sadece kâğıt üzerinde kalır. Bu köşe; akademik bir kürsüden ziyade, hayatın biyolojik gerçeklerini gönül diliyle konuşacağımız, dünyadaki bilimsel vizyonu Anadolu’nun samimiyetiyle buluşturacağımız bir ortak payda olacak.
Burada sadece genetikten değil; sağlığın bütüncül ruhundan, uluslararası standartlarda bir yaşam kalitesinden, imkânsızı mümkün kılan disiplinli yolculuklardan ve insanın kendi potansiyelini keşfetme cesaretinden de söz edeceğiz.
Bu satırlarda kendinizi, sorularınızı, mücadelelerinizi ve belki de susturduğunuz hayallerinizi bulacaksınız.
Sahi, yaşamın bu muazzam mimarisini, hücrelerinizdeki o vakur şarkıyı bir de benim penceremden dinlemeye hazır mısınız?
Çünkü ben bilimin soğuk duvarlarını, insan sıcaklığıyla ısıtmaya inanıyorum.
Hücrelerinizdeki direnç, ruhunuzdaki ferahlık daim olsun.
Bir sonraki buluşmamızda; yaşamın gizli haritasında küçük bir yolculuğa çıkacak ve o çok merak edilen konuyu ele alacağız: "İçimizdeki dev: Genetik potansiyelimizi nasıl uyandırırız?" Bilimin ışığında, imkânsızı mümkün kılan o eşsiz gücü konuşmak üzere, bu satırlarda tekrar buluşalım.
Prof. Dr. Ülkü Özbey
Munzur Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı