Onlar Bizim En Hassas Noktamız
Her hafta toplumun farklı bir yönüne dokunmaya çalışıyorum. Bu hafta ise yüreğimde biriken bir konuyu ele almak istiyorum:
okullarda, bakım evlerinde ve rehabilitasyon merkezlerinde yaşanan şiddet olayları.
Artık bu haberleri duymaya, o görüntülere tanık olmaya yüreğimiz dayanmıyor. Bir anne olarak, bir eğitimci olarak ve bir insan olarak söylüyorum: yeter.
Bu çocuklar bizim en hassas noktamız. Onlar, sevgiyi en saf haliyle hak eden özel çocuklarımız. Onlara bakmak, sabırla, şefkatle, anlayışla yaklaşmak hepimizin insani sorumluluğudur.
Ne yazık ki zaman zaman bazı kurumlarda yaşanan şiddet olayları, sadece o anı değil, o çocuğun tüm hayatını etkiliyor. Ruhunda açılan yaralar, hiçbir ceza ya da özürle kapanmıyor.
Bu nedenle artık devletimizin bu konuda daha etkin ve caydırıcı adımlar atması gerekiyor. Bu tür davranışlarda bulunan kişilerin sadece görevden uzaklaştırılması değil, gerçek anlamda cezalandırılması şart.
Bir öğretmen, bir bakıcı, bir terapist… kim olursa olsun, eğer elini bir çocuğa, özellikle de özel gereksinimli bir çocuğa kaldırıyorsa, o kişi artık bu mesleği yapmamalıdır.
Çünkü bu meslek sadece bilgiyle değil, vicdanla yapılır.
Bizler anne babalar olarak çocuklarımızı bu kurumlara emanet ediyoruz. Gözümüzün arkada kalmaması için güven duymak istiyoruz. Her şeyden önce, o kapıdan içeri giren her özel çocuğa, bir evlat gibi yaklaşılmasını istiyoruz.
Bu konu artık görmezden gelinmemeli. Bu çocuklar sadece ailelerinin değil, hepimizin emaneti.
Onlara gözümüz gibi bakmalı, sesleri olmalı, haklarını korumalıyız.
Unutmayalım, bir toplumun vicdanı, en zayıfına nasıl davrandığıyla ölçülür.
Biz, vicdanını kaybetmeyen bir toplum olmalıyız.