Herkes Konuşuyor, Kimse Dinlemiyor
Bu hafta yazmadım. Çünkü etrafımda kelimeler hiç bu kadar çoğalmamışken, anlam bu kadar azalmamıştı.
Herkesin bir fikri var.
Herkesin bir cümlesi, bir yorumu, bir doğrusu…
Ama kimsenin birbirini gerçekten dinlemeye niyeti yok.
Dinlemek; cevap vermek için susmak değildir. Dinlemek, karşındakini değiştirmeye çalışmadan anlamaya razı olmaktır. Biz ise daha cümle bitmeden savunmaya geçiyoruz. Haklı çıkmak, anlamaktan daha kıymetli hale geldi.
En çok da çocuklar dinlenmiyor.
Kadınlar dinlenmiyor.
Yorgun olanlar, susanlar, içine atanlar dinlenmiyor.
Ses yükselince doğru olunacağına inanılan bir çağdayız. Oysa en gerçek cümleler çoğu zaman fısıltıyla söylenir. Ve onları duymak için bağırmak değil, yaklaşmak gerekir.
Belki de bu yüzden bu hafta yazmadım.
Çünkü dinlemeden yazılan her şey, gürültüden başka bir şey değil.
Bugün birini düzeltmeye değil, duymaya çalışsak…
Belki dünya biraz daha anlaşılır olurdu.