Görünmez Kahramanların Emaneti: “Anne, Ben Buradayım!”
Bazı mesailer vardır, güneş doğmadan başlar ama güneş battığında bitmez. Bu mesainin ne hafta sonu tatili vardır, ne de yıllık izni. Üstelik bu işin bir "emekliliği" de yoktur.
Bahsettiğim, ömrünü engelli çocuğuna adayan, onun eli, ayağı, sesi ve nefesi olan o koca yürekli annelerimiz...
Bir düşünün; her sabah uyandığınızda kendi ihtiyaçlarınızdan önce, size tamamen bağımlı bir canın dünyasını kuruyorsunuz. Onun yemeği, ilacı, fizik tedavisi, eğitimi ve hepsinden öte, toplumun o bazen delici, bazen acıyan bakışlarına karşı ördüğünüz koruma kalkanı... Bu, sadece "bakıcılık" değil; bu, bir insanın kendi hayatından vazgeçip, bir başka hayatın içinde erimesidir.
Dört Duvar Arasındaki Sessiz Çığlık
Toplum olarak bu annelerimize "Cennet annelerin ayakları altındadır" diyerek en yüce makamı veriyoruz. Evet, bu manevi olarak paha biçilemez bir mertebe. Ancak maneviyat, mutfaktaki tencereyi kaynatmıyor ya da o anne yaşlandığında onun geleceğini güvence altına almıyor.
Bugün binlerce anne, "Benden sonra çocuğuma ne olacak?" korkusuyla başını yastığa koyuyor. Kendi sağlığını ihmal eden, dizlerindeki derman tükenene kadar evladını sırtında taşıyan bu kadınların en büyük hakkı, devletin şefkatli elini omuzlarında hissetmektir.
Neden Sigorta Bir Lütuf Değil, Haktır?
Bir anne, engelli çocuğuna baktığı her an aslında toplumsal bir hizmet sunmaktadır. Eğer o anne olmasaydı, o çocuğun bakımı devletin ve kurumların omzunda olacaktı. Dolayısıyla, bu annelerin verdiği emek, dünyanın en ağır işçiliğinden daha az değerli değildir.
Gelecek Kaygısı: Sigorta, bir anne için "Yarın ben yorulursam ya da yaşlanırsam bir dayanağım var" demektir.
Ekonomik Özgürlük: Kendi primini ödeyemeyen, bir işte çalışamayan annenin emeklilik hakkı, ona verilen bir sadaka değil, akıttığı her damla terin karşılığıdır.
Sosyal Güvence: Sağlık hizmetlerine engelsiz erişim, bu annelerin en doğal ihtiyacıdır.
Son Söz: Onları Yalnız Bırakmayalım
Engelli annesi olmak, bitmeyen bir maratondur. Bizler dışarıda hayatın koşturmacasındayken, onlar dört duvar arasında mucizeler yaratıyor. Artık bu mucizenin adını koyma vakti geldi. Onlara sadece "sabır" dilemek yetmez; onlara hak ettikleri sosyal güvenceyi, yani yarınlarını borçluyuz.
Çünkü bir anne huzurlu olursa, o özel evlat da hayata daha sıkı tutunur. Gelin, bu sessiz kahramanların sigortası, onların gelecekteki huzuru olalım.