DMD’li Çocukların Yaşam Mücadelesi “SUT” Duvarına Çarpıyor: Bağışla Değil, Devletle Yaşamak İstiyoruz!
DMD Aileleri Derneği, sosyal devlet ilkesinin gereği olarak tıbbi cihaz ödemelerinin güncellenmesi için Ankara’ya seslendi. Aileler, hayati öneme sahip cihazların geri ödeme tutarlarının piyasa gerçeklerinin çok altında kaldığını vurguluyor.
Duchenne Musküler Distrofi (DMD) ile mücadele eden binlerce çocuk ve aileleri için "nefes almak" her geçen gün daha maliyetli bir hale geliyor. DMD Aileleri Derneği tarafından yapılan son basın açıklaması, Türkiye’deki sağlık ve sosyal güvenlik sisteminin kronikleşen bir yarasını tekrar gündeme taşıdı: Medikal cihazlara erişim imkansızlığı.
%20 Artış "Can Suyu" Olmaya Yetmedi
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın 17 Ocak’ta duyurduğu, tıbbi malzeme geri ödemelerindeki %20’lik artış, aileler nezdinde karşılık bulmadı. Dernek, enflasyon ve döviz kuru karşısında bu artışın sembolik kaldığını belirterek; tekerlekli sandalye, solunum cihazı ve hasta alt bezi gibi kalemlerdeki fiyat uçurumunun kapanmadığını ifade etti.
"Mevcut ekonomik koşullarda bu artışlar, piyasadaki cihaz fiyatlarının yanına bile yaklaşamıyor. Sosyal devletin görevi, vatandaşına 'fiyat farkı' altında devasa borçlar yüklemek değildir."Mekanik Öksürtme Cihazı Hala "Lüks" Kategorisinde mi? Haberin en can alıcı noktalarından biri, DMD hastaları için hayati risk taşıyan enfeksiyonları önleyen mekanik öksürtme cihazlarının hala Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) kapsamında olmaması.
- Hayati Risk: Öksürme yetisini kaybeden bir çocuk için bu cihaz, akciğerlerin temizlenmesi anlamına geliyor.
- Ekonomik Yük: SUT kapsamında olmayan bu cihazlar, aileler tarafından tamamen kendi imkanlarıyla veya yorucu bağış kampanyalarıyla temin edilmeye çalışılıyor.
- Sistem Çelişkisi: Cihaza erişemeyen çocuk hastaneye yatıyor; bu da devlete, cihazın maliyetinden çok daha yüksek bir hastane faturası olarak geri dönüyor.
- "Sağlık hizmetlerine erişimin bağış kampanyalarına bırakılması, sürdürülebilir ve adil bir model değildir. Ailelerin bağış yükü altında ezilmesi, sosyal devlet ilkesinin uygulamada karşılık bulamadığının kanıtıdır."